İçeriğe geç

Eski yunanlıların dini nedir ?

Eski Yunanlıların Dini Nedir?

Hadi gelin, kafamızı biraz tarih kitaplarından kaldırıp, Eski Yunanlıların dinine dalalım. Ama sıkıcı bir şekilde değil, biraz eğlenceli, biraz da komik bir dille! Şu an bir arkadaşımın “Yani Eski Yunanlılar da Tanrı’ya inanmıyor muydu?” diye sormasıyla başlayacak bu yazı, sonunda hepimizi düşündürecek. Evet, bir parça mizah ekleyerek Eski Yunanlıların dinini tartışacağız. Kendimi hep “Ciddi işlere kafa yormak için doğmuşum” gibi hissetsem de, bu yazıdaki iç sesime kulak veriyorum: “Dur bir dakika, mizah var burada, sıkma kendini!”

Eski Yunanlıların dini, tahmin edebileceğiniz üzere, bir hayli karışıktı. Yani, zaman zaman bana bile karmaşık geliyor, ama olsun, arada bir parantez açıp “bu tanrı kimdi?” diye sormak eğlenceli! Hadi gelin, Yunan mitolojisinin zenginliğine bir göz atalım. Bu yazı boyunca, çok ciddi ve derin şeylerden bahsetmeyeceğim, çünkü biraz eğlenmek hakkımız.

Yunanlıların Tanrılarına Saygı: Biraz Aşırı, Ama İyi niyetli

Öncelikle, Eski Yunanlıların dini dediğimizde, aklımıza bir sürü tanrı gelir. Zaten Eski Yunanlılar, bir tanrıya tapmak yerine tam 12 tanrıya taparlarmış. Evet, yanlış duymadınız: 12! Yani biz, bir tanrıya inanmaya çalışırken, onlar 12 tane yapmış. Hatta bazen birden fazla tanrıya inanmak, sanki “hepsi de güzel” demek gibi olmuş. Yani “Beni her şekilde sev, ama önce biraz Zeus’a da bak” diyormuşsunuz gibi. Allah var, şaşırtıcı!

Bu 12 tanrı, Olimpos Dağı’nda yaşarlarmış (ha! Belki de dağın zirvesinde Wi-Fi vardı, kim bilir?) Başka dağlarda da tanrılar var, ama Olimpos’taki o 12 tanrı en meşhurlarındandı. Yunanlılar, her tanrıya bir şey atfederlerdi; işte aşk tanrıçası Afrodit, savaş tanrısı Ares, bilgelik tanrıçası Athena, ve tabii ki Zeus, babaların babasıydı.

Bir tanrıyı hatırlayayım, çünkü o çok ilginç bir karakter. Zeus – Evet, tam olarak babalarımızın bildiği o sert adam. Kendisi göklerin ve yıldırımların tanrısıydı. Yaşadığı yer de çok “dağcı”ydı, çünkü Olimpos Dağı’na yerleşmişti. Arada sırada, hani filmde gördüğümüz gibi, “şimdi hepsine yıldırım çakacak” modundaydı.

Zeus’un ilişki durumuna gelince, bir Yunan dizisinde rol almak isterdim. Mesela bir gün Afrodit ile, ertesi gün Hera ile… Çocuklar da zaten her tanrıdan ya da yarı tanrıdan doğuyordu. Eski Yunanlılar’da “tanrısal soy” meselesi de çok yoğun. (Ama Zeus, gerçekten çok işlevsel bir insanmış, gerçi “göğe yıldırım fırlatabilen” bir adamın herhangi bir işlevsizliği kabul edilemezdi sanırım.)

Tanrılar İle İnsanlar Arasındaki Fark: Kim Kimdir?

Gelin biraz da işin komik yönüne bakalım. Bu tanrılar, bir bakıma çok insana benziyorlarmış. Evet, kulağa garip gelebilir ama düşünün: Zeus bir gün “baba oldum, hadi şimdi bütün tanrıların dizisini izleyelim” diyebiliyordu. Hani böyle karşımızda tanrı var, ama “şimdi bu kadar tanrı varken nasıl tatil yapabiliriz?” diye sormak haklı.

Eski Yunanlılar için tanrılar, insan gibi düşünür, insan gibi hisseder, insan gibi hata yaparlardı. Mesela tanrılar arasında çok kıskanmak, aşk ve savaş gibi duygular bayağı normdu. Athena, her fırsatta akıl veren bir tanrıçaydı; ama tabii ki de Tanrıların da birbirleriyle çekişmeleri vardı. Çünkü her şeyin “en iyisi” olmaya çalışan tanrılar var. Ve zaman zaman, o tanrılarla insanlar arasında hiç de büyük farklar yokmuş gibi hissediliyordu. İnsanlar, tanrıların “günah işleme” şekillerini biraz daha yumuşak yaklaşımlarla değerlendirdikleri için, onlara taparlardı. Çünkü tanrıların davranışları da, bir nevi Eski Yunan toplumunun göz önünde bulundurulması gereken yanlışlarını yansıtır gibiydi.

Bir keresinde, kendi kendime, “Acaba Yunanlılar bu kadar tanrıyı neden yaratmış?” diye düşündüm. “Belki de hepsi bir arada olduğu için sürekli kavga ediyorlardı” dedim, ama sonra düşündüm ki, sanırım hepsinin bir rolü vardı: Bir tanesi sevgiyle ilgilenirken, diğerleri hırsla, savaşla, şöhretle ve evlilikle ilgiliydi. Böyle bir organizasyon şirketinde çalışmak oldukça zor olurdu. Hani bildiğimiz ofis kavgalı bir ortam var ya, işte tam öyle!

Mitolojik Kahramanlar: Tanrıların Çocukları

Eski Yunanlıların dinini anlamaya çalışırken, mitolojik kahramanlar da bir nevi “yarı tanrı” gibiydi. Her biri tanrılardan ya da tanrıçalar doğmuştu. Her mitolojik karakterin kimliği, çok ilginçti. Mesela Herakles (Herkül), “tanrıların insanı”ydı. Şöyle düşünüyorum: “Ben de her sabah kalktım, kahvemi içtim, bugün ne yapabilirim? Herakles gibi bir efsane olmayı seçmedim ama!” Hadi ya! Bu adam her gün dövüşüyor, her gün bir görevi yerine getiriyor, bir de tanrıların oğluydu. Yani tam “baba gibi oğul” durumu.

Achilles de işin içine girince, tanrıların ve insanların ilişkisi bambaşka bir boyuta geçiyor. Bu adam, vücudundaki tek bir zayıf noktadan dolayı öldü. Savaşın ortasında kahraman, ama bir tek topuğundan vuruluyor. Bu da demek oluyor ki, eski Yunanlılar hem bir şeylere tapıyorlar, hem de ne kadar güçlü olursa olsun, insanın zayıf yönlerinin olduğu gerçeğiyle barış yapıyorlarmış. Bunu da hepimize hatırlatmışlar.

Eski Yunanlıların Dinini Bugüne Nasıl Taşırız?

Düşünsenize, bir Yunanlı ile karşılaşıyorsunuz. Size “Sizde tanrılar var mı?” diye soruyor. Cevap veriyorsunuz: “Bilmiyorum, ama 21. yüzyılın internet tanrısı var galiba.” Tam da burada, Eski Yunanlıların dinini bugün yorumlamanın ne kadar eğlenceli olabileceğini fark ediyorsunuz. Çünkü biz de şimdi “çoklu tanrı” anlayışına benzer bir şey yaşıyoruz: farklı ideolojiler, farklı inançlar, herkesin kendi “tanrısı” var.

Bir Yunanlı’nın dinini bugüne taşımak, aslında bir tür günümüzün inançlarındaki çeşitliliği ve özgürlüğü anlamak gibidir. Eski Yunanlılar, tanrıların birbirine rakip olduğunu düşündüler; belki biz de bugünde hayatta var olan çok farklı inançlara sahip olmakla ve onlara saygı göstermekle doğru yolu buluyoruz.

Sonuç: Eski Yunanlılar ve Dinleri

Eski Yunanlıların dini, oldukça renkli ve çok katmanlıydı. Tanrılar, insanlar ve kahramanlar arasında sıkı bir bağ vardı; her bir tanrının kendi alanı, tutkulu karakteri ve insana benzeyen özellikleri vardı. Bugün bile Yunan mitolojisinden esinlenen popüler kültür ögeleri ve hatta tanrısal figürler, her birimizin hayatına dokunur. Yunanlılar, tanrılarının kusurlu ve insan gibi olmasını kabullenmişti. Bu, insanlık için ilginç bir ders olabilir: Hatalarımız, bizi tanrılaştırmaz, ama bir tanrı olmayı istemek bile insan olmanın bir parçasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet girişvd casino girişbetexper güncel giriş