Kapalı komedon için hangi ürün kullanılmalı? Bir aynanın karşısında başlayan iç konuşma
O sabah Kayseri’nin soğuğu camlara ince bir buğu gibi yapışmıştı. Ben ise aynanın karşısında, yüzümdeki küçük pütürlere bakıp olduğum yerde kalakalmıştım. Ne sivilce gibi bağırıyorlardı, ne de tamamen yok sayılabilecek kadar masumlardı. Sanki cildimin altında saklanan küçük sırlar gibiydiler. Parmak uçlarımla dokunmak istedim ama her seferinde geri çektim elimi. Çünkü biliyordum, dokundukça daha da belirginleşiyorlardı.
O an içimden tek bir soru geçti: Kapalı komedon için hangi ürün kullanılmalı? Ama bu soru sadece bir cilt meselesi değildi. Bir süredir kendimi aynada daha az sevdiğim günlerin toplamıydı.
O küçük pütürlerin büyük etkisi
İlk başta fark etmemiştim bile. Bir sabah makyaj yaparken fondötenimin cildimde eskisi gibi pürüzsüz durmadığını gördüm. Işık değişince yok olan ama doğru açıyla bakınca kendini ele veren minik kabarcıklar…
Kapalı komedon dediklerini o zaman öğrendim. Gözeneklerin içinde sıkışıp kalan yağ ve ölü deri hücreleriymiş. Ne siyah nokta gibi açığa çıkıyorlar, ne de iltihaplı sivilceye dönüşüyorlar. Arada kalmış bir cilt problemi gibi… Tıpkı benim o dönem hissettiğim gibi: ne tam iyi ne tam kötü.
Bir yandan da içimde garip bir hayal kırıklığı vardı. “Ben cildime iyi bakıyorum” diyordum kendime. Ama aynadaki görüntü, sanki bana inanmıyordu.
Gece defterime yazdığım ilk cümle
O gece defterimi açtım. Kayseri’de geceler sessiz olur; o sessizlikte insan kendi düşüncelerini daha yüksek duyar.
“Cildim bana küs gibi,” yazmışım.
Sonra altına şunu eklemişim:
“Belki de doğru ürünü bulamadığım için.”
İşte o noktada araştırmaya başladım. İnternette kaybolur gibi… her sayfa başka bir şey söylüyordu. Kimisi asitlerden bahsediyordu, kimisi “cildi kurutma” diye uyarıyordu. Ben ise sadece şunu istiyordum: aynaya baktığımda içimin biraz daha hafiflemesi.
Kapalı komedon nedir, neden bu kadar inatçı hissedilir?
Kapalı komedon, aslında cildin küçük bir tıkanıklık hikâyesi. Gözenekler düşünün; normalde nefes alan küçük kanallar. Ama zamanla:
Yağ üretimi artınca
Ölü deri temizlenmeyince
Cilt yeterince yenilenmeyince
bu kanallar tıkanıyor.
Ama en zor kısmı şu: yüzeyde açık bir kapı yok. Her şey içeride oluyor. Bu yüzden dışarıdan sıkmak, görmek, anlamak zorlaşıyor. Ve belki de bu yüzden insanı en çok psikolojik olarak yoruyor.
Benim için mesele sadece cilt değildi. Sanki içimde bir şeyler de aynı şekilde tıkanıyordu.
Arayış: kapalı komedon için hangi ürün kullanılmalı?
Bir akşam mutfakta çay demlenirken telefon elimdeydi. “Kapalı komedon için hangi ürün kullanılmalı?” cümlesini defalarca farklı şekillerde yazdım.
Karşıma hep aynı üçlü çıktı:
1. Salisilik asit (BHA)
Gözeneklerin içine girip temizleyen bir içerik. Yağın çözülmesine yardımcı oluyor. En çok dikkatimi çeken oydu çünkü “içeriye ulaşabilen” tek şey gibi anlatılıyordu.
2. Retinoid türevleri
Cildin kendini yenileme hızını artırıyormuş. Ama biraz sabır istiyormuş. Hatta bazı insanlar ilk başta cildin daha kötüleştiğini bile söylüyordu. Bu kısmı okuyunca biraz korktum.
3. Niacinamide
Benzer Bir Yazı: Kapalı komedon için aha mı bha mı ?
Daha sakin bir karakter gibi. Yağ dengesini düzenliyor, kızarıklığı azaltıyor. Sanki cildi yumuşatmaya çalışan bir dost gibi.
Ama hiçbir ürün tek başına mucize değildi. Bunu anlamam biraz zaman aldı.
İlk denemeler ve hayal kırıklığı
İlk aldığım ürün BHA içeren bir tonikti. Heyecanla başladım. İlk gün hiçbir şey olmadı. İkinci gün de…
Üçüncü gün aynaya baktığımda yine aynı pütürler oradaydı.
İçimde küçük bir kırgınlık oluştu. Sanki emek veriyorum ama cildim bana geri dönmüyordu. Hatta bir ara “belki de hiç düzelmeyecek” diye düşündüm.
Ama sonra defterime yazdığım bir cümle beni durdurdu:
“Ben yıllarca oluşmuş bir şeyi üç günde çözmeyi bekliyorum.”
O cümle biraz utandırdı beni.
Sabırla gelen değişim
Dördüncü hafta civarı küçük bir şey fark ettim. Aynadaki ışık aynıydı ama yüzüm farklı görünüyordu. Pütürlerin bazıları yumuşamış gibiydi. Hâlâ vardı ama daha az “sert” duruyorlardı.
O an içimde garip bir umut oluştu. Gerçek, sessiz bir umut… Abartısız ama güçlü.
Gerçek rutin: ürünlerden fazlası
Zamanla şunu öğrendim: mesele tek bir ürün değil, bir düzen kurmakmış.
Benim için işe yarayan basit bir rutin oluştu:
Sabah
Nazik bir temizleyici
Niacinamide içeren hafif bir serum
Güneş kremi (bunu atladığım günlerde cildim daha inatçıydı)
Akşam
Çift aşamalı temizlik (özellikle şehir tozu ve günün yorgunluğu için)
Haftada birkaç gün salisilik asit
Nemlendirici
Başta çok basit görünüyordu ama düzen en önemli şeydi. Çünkü kapalı komedon bir günde oluşmuyor, bir günde de gitmiyor.
Kendimle konuşmayı öğrendiğim süreç
Bu süreçte en çok değişen şey cildimden çok benim kendime bakışım oldu.
Bir akşam Kayseri’de hava çok soğuktu. Camın kenarına oturup dışarı baktım. Elimde yine defter vardı.
“Bugün cildime daha az kızdım,” yazmışım.
O cümleyi yazarken fark ettim: aslında ben kendime çok sert davranıyordum. Her pütürde moralim bozuluyor, her yavaş ilerlemede umutsuzluğa kapılıyordum.
Ama cilt böyle çalışmıyordu. İnsan gibi… sabırla, zamanla, küçük değişimlerle.
En sonunda anladığım şey
Kapalı komedonlar tamamen kaybolduğunda değil, azalmaya başladığında bile insanın içi değişiyor. Aynaya bakışın yumuşuyor.
Ve en net öğrendiğim şey şu oldu:
Kapalı komedon için hangi ürün kullanılmalı? sorusunun tek cevabı yok. Ama doğru içerikler, doğru sabır ve düzenli bakım bir araya geldiğinde cilt kendi yolunu buluyor.
Benim için bu yol biraz yavaş, biraz duygusal ve bolca iç konuşmalıydı. Ama sonunda şunu fark ettim: cilt sadece dışarıdan bakılan bir şey değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bir yansımasıymış.
Aynaya baktığımda artık sadece pütürleri görmüyorum. O sürecin içinden geçmiş bir halimi görüyorum.